Sosyal medya platformlarının vazgeçilmezi olarak hayatımıza giren reels vidyoları, birçoğumuzu telefon ekranının karşısına zincire bağlanmış gibi esir ediyor.
Bazen benim de daldığım, daldığım andan itibaren kafamı kaldırdığımda en az 45 dakika ile bir saatimin nasıl geçtiğinin dahi farkına varamadığım onca vidyo karşısında kendime, ‘o kadar vidyo ve etkileşim izledin hadi bakalım aklında ne kaldı’ sorusunu sorduğumda, cevabım hiç de iç açıcı değildir.
Müzik, efekt ve metinlerle dolu bir ton etkileşimde aklımda kalanın yok denecek kadar az olması, gerçekten ilginçtir.
Bir ton etkileşime maruz kalıp üzerinde düşünmek için hafızamıza dahi not edemediğimiz onca etkileşimin geçici bir sarhoşluk gibi izlenip bitmesi düşündürücü.
Onca şeyin hızlıca art arda gelmesi ve bitmesi, çoğumuzun ‘derinliğine düşünme’ ve ‘analiz etme’ kabiliyetini yok ettiğiyle kalmıyor, bu durumun farkına bile varmıyoruz.
Lakin geçtiğimiz günlerde izlediğim bir reels vidyosu o kadar unutulan arasında tahtaya çakılmış bir çivi misali, beynime saplanıp kaldı.
Işıkta durmuş bir ambulansa yanaşan su satan çocuğun, ambulanstakilerin bir talebi olmamasına rağmen 3-4 tane soğuk suyu şoföre doğru uzatıp uzaklaşması, asli ve ulvi bir görevi yerine getirmiş tam bir eski zaman insan evladını sergiliyordu.
Şaşkınlığını gizleyemeyen ambulans sürücüsünün ‘hediyemi bunlar ‘sorusuna başını sallayarak cevap veren asil çocuğun, sürücünün ısrarla uzattığı paraya ‘canımızı kurtarıyorsunuz ‘diyerek itiraz etmesi ve istemem yan cebime koy gibi bir tavır sergilememesi, bu dünya için yok olmaya başlayan umutlarımı, bir nebze de olsa artırdı desem, herhalde tam karşılığı olur.
Ambulans sürücüsünün aynı duygusallık içinde parayı almak istemeyen çocuğa,
‘Hayır buraya gel, sende bu sıcakta çalışıyorsun’ diyerekten su parasını vermesi ve o anki insani hallerimizi kaybetmeye başladığımız insanlığımızı,
Bir nebze de olsa hatırlama açısından,
Muhteşem bir filim senaryosunun,
Muhteşem bir son sahne finali gibi gerçekleşiyordu.
Şarka bakmaz, garbı bilmez, edepten yok payesi
Bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi.
Sözleriyle utanmazlığın suratına haykıran Mehmet Akif’in dizesindeki utanmazlığa nispet edercesine,
Vefa ve utanmayı insan-ı kamil olma yolunda buluşturan,
Böylesine az, belki önemsiz ama illaki var olup yaşatılması gereken bir davranış bütünlüğünün güzelliği,
Etkileyicilik adına es geçilecek gibi değildi.
Teşekkürler ambulans sürücüsü kardeşim, samimiyetin için,
Ama illaki sana sonsuz şükranlar Be Çocuk,
Bir kuru yaprak yığını gibi yakıp yok ettiğimiz insani duygularımızı,
Bir an olsun yeniden hissettirip,
İçimizdeki vicdan ve merhameti bir nebze bile olsa,
En azından bizlere bir kez daha,
Hatırlattığın için…