Bir Gün...

.

Abone Ol

Bir gün öleceksin.

O gün belki de ömrünün en sıradan günü olacak. Sabah her zamanki gibi uyanacak, hazırlanacak, evden çıkacak ve akşam yine döneceğini sanacaksın. Hiç kimseyle son kez konuştuğunu bilmeyeceksin. Hiç kimseye son kez baktığını da...

Belki eşine, "Akşam konuşuruz." diyeceksin. Belki çocuğuna, "Hafta sonu seni gezdireceğim." diye söz vereceksin. Belki annen arayacak, "Birazdan konuşuruz anne." diyeceksin. Baban sana bir fotoğraf gönderecek, "Sonra bakarım." diyeceksin. O "birazdan" hiç gelmeyecek.

Masanın üzerinde yarım kalmış bir çay kalacak. Okunmayı bekleyen bir kitap, cevaplanmamış mesajlar, ertelenmiş planlar, ödenecek faturalar, başlanacak işler... Senin dönmeni bekleyecekler. Ama sen artık hiçbirine dönemeyeceksin.

Dolabındaki kıyafetler yerinde duracak. En sevdiğin gömlek, en sevdiğin ayakkabı, "Bir gün giyerim." dediğin ceket... Hepsi olduğu gibi kalacak. Sen ise onlara bir daha hiç dokunamayacaksın.

Sonra insanlar evine gelecek. Ağlayacaklar, dua edecekler, seni anlatacaklar. İlk gün kalabalık olacak. Sonra o kalabalık yavaş yavaş azalacak. Herkes kendi hayatına dönecek.

Ertesi sabah güneş yine doğacak. Çocuklar okula gidecek. İnsanlar işe yetişecek. Trafik yine aynı gürültüyle akacak. Haberler yeni olaylardan bahsedecek. Dünya, senin yokluğunda da dönmeye devam edecek.

Telefonun bir daha hiç açılmayacak. Sosyal medya hesapların sessizleşecek. Son görülmen hiç değişmeyecek. Doğum günün geldiğinde birkaç kişinin telefonuna küçük bir hatırlatma düşecek. Kimisi dua edecek, kimisi sadece iç geçirip hayatına devam edecek.

Yıllar geçtikçe adın daha az anılacak. Bir gün birisi telefon rehberinden numaranı silecek. Kıyafetlerin başkalarına verilecek. Kitapların başka raflara taşınacak. Odanın düzeni değişecek. Koltuğunda başkaları oturacak. Evdekiler sensiz yaşamayı istemeden de olsa öğrenecek.

Ama bazı insanlar seni hiçbir zaman tamamen unutamayacak.

Annen, sevdiğin bir yemeği gördüğünde gözlerini kaçıracak. Baban, eski bir fotoğrafına uzun uzun bakıp sessizce iç çekecek. Kardeşin senden bahsederken boğazındaki düğümü gizlemeye çalışacak. Seni gerçekten sevenler, hayatlarına devam etseler bile içlerinde eksilmeyen küçük bir boşluk taşıyacaklar.

Ve sen...

Belki yıllardır ertelediğin bir özrü dileyememiş olacaksın. Belki söylemeye utandığın "Seni seviyorum." cümlesi içinde kalacak. Kırdığın bir gönlü onaramayacaksın. Affetmek istediğin bir insanı affedemeyeceksin. Hiçbir sabah yeniden uyanıp hatalarını düzeltme fırsatın olmayacak.

Çünkü ölüm, insanın hazır olduğu günü beklemez. Ne yaşına bakar ne planlarına ne de hayallerine... En umutlu olduğun anda da gelebilir, en meşgul olduğun anda da. Sen "Daha çok vaktim var." derken sessizce kapını çalabilir.

O yüzden sevdiklerini yarına bırakma.

Bugün anneni ara.

Bugün babanla biraz daha fazla konuş.

Bugün çocuğuna daha sıkı sarıl.

Bugün dostunun hâlini sor.

Bugün kırdığın bir kalbi onarmaya çalış.

Bugün sevdiğin insanlara onları sevdiğini söyle.

Çünkü hayatın en büyük yanılgısı, vaktimizin çok olduğunu sanmaktır.

Bir gün senin için dünya bitecek.

Ama dünya, sensiz de dönmeye devam edecek.

Mehmet Baş

{ "vars": { "account": "UA-18872786-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }