Asya ve Afrika'da, coğrafyayı etkileyen üç büyük medeniyet vardır.
Kadim Mısır Medeniyeti, Pers/İran Medeniyeti ve Köklü Türk Medeniyeti.
Bu üç umrandan, özellikle Pers ve Türk medeniyeti, birbirine yakın coğrafyalarda hüküm sürmüş ve insanlığı tesiri altına almıştır.
Bunun sonucunda da dil, tarih ve kültür etkileşimi üst düzeyde yaşanmıştır. Bu medeniyetler zaman zaman birbirine üstünlük sağlamış ve hâkimiyet alanlarını alabildiğine geniş tutmuştur.
Her iki topluluk da tarih boyunca birbirini hassasiyetle takip etmiş, tetikte olmayı ihmal etmemiştir.
Yakın dönem olarak ifade edebileceğimiz 1639 Kasr-i Şirin Anlaşmasından bu yana da Türkiye -İran arasında politik krizlerin haricinde sarsıcı olaylar yaşanmamıştır.
An itibariyle Amerika ve İsrail'in bazı Afrika ülkeleri (Ümmet kardeşlerimiz(!)) ile birlikte İran'ı vurması hangi hukuk açısından incelenirse incelensin asla kabul edilemez. Bu tam olarak bir Orman Kanunu uygulamasıdır.
Meseleye "Ama İran da şöyle demişti. Zamanında şuna destek vermişti. Ermeni meselesi, PKK konusu, Güney Azerbaycan..." söylemleriyle izah edemeyiz. Elbette her biri bizler için çok önemli konulardır ve sonuna kadar da bu hususlarda duruşumuz Türk Devleti ve Türk milleti zaviyesinde ele alınır. Nitekim tarihî müktesabatımız, güvenlik konusu, Güney Türkistan meselesi -ki yaklaşık 40 milyon soydaşımızı ilgilendiriyor- Turan coğrafyası açısından Azerbaycan bağı gibi pek çok mevzuda İran, bizim için sıkıntılı bir duruşa sahiptir.
Ancak unutmamalıyız ki cografyadaki meseleri birilerinin değneği ile değil kendi kılıçlarımızıla ve aklımızla çözeriz.
Dün Irak, Libya, Ürdün, Filistin, Suriye; bugün İran...
Peki yarın?
Cevap malum;
İsrail'in güvenliği neyi gerektiriyorsa o...
Biz de şunu yıllarca söyledik:
Türkiye, sadece kendi sınırlarımızdan savunulamaz. İleri karakol, diaspora, diploması, ekonomi...
Yani coğrafyayı doğru okumak ve güç olmak.
Bu kadar lafın sonu nedir?
Bugün İran'da Hameney'in öldürülmesine ve Amerika/İsrail işgaline sevinenler, yarın çok üzülecekler. Tıpkı son 20-30 yıldır; Amerika eliyle coğrafyada yaşananların kan, açlık , sefalettten başka bir şey getirmediği gibi...
Biz ne yapmalıyız?
"Ne Amerika, ne Rusya ne Çin,
Her şey Türk'e göre, Türk tarafında, Türk için olmalı."
Geçmişten beri ifade edilen bu söz hamasi bir kavram değildir. Kavramın gereği yerine getirilmelidir.
Konu ayrıca yazıldı ama başlığı hatırlatmak gerekiyor.
Çözüm, "Millî Devlet" felsefesini hayata geçirmekle mümkündür.