İç Anadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP) ve Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Kapadokya’da yaşanan kazaya ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Yazılı olarak yapılan açıklamada, “Kapadokya rant ve tahribat baskısı altında. Doğal ve kültürel miras yok edilemez” ifadelerine yer verdi. Ortak sekretarya Abidin Özkaymak ve Ali Kalçık imzası ile yayımlanan açıklamada, “Yoğun araç trafiği, kontrolsüz insan baskısı ve ağır iş makineleriyle yürütülen müdahaleler telafisi imkânsız felaketlere davetiye çıkarıyor” ifadeleri dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Daha iki yıl önce uyardık: Doğal kayaçların ve kaya kiliselerin üzerinde ağır iş makineleriyle yol açmak kültürel bir cinayettir. Göz göre göre gelen kazalar ve tahribat, koruma ilkelerinin derhal hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.”
“Bilim İnsanları ve Çevre Savunucuları Yıllardır Uyarıyordu”
Milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerin ve binlerce yıllık kadim medeniyetlerin ortak emaneti olan Kapadokya’nın, dünya üzerinde benzeri bulunmayan bir doğal ve arkeolojik sit alanı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Ancak bölge, uzun süredir kâr odaklı turizm anlayışının, denetimsizliğin ve ağır taşıt/insan baskısının tehdidi altındadır. Son dönemde yaşanan kazalar ve göçük tehlikeleri, bilim insanlarının ve çevre savunucularının yıllardır dile getirdiği uyarıların ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.”
Peri Bacalarının yıkılarak 5 kişinin yaşamını yitirdiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “Bu kaza bölgenin hassasiyetini bir kez daha acı bir şekilde ortaya koymuştur” denildi.
Göz Göre Göre Gelen Tehdit: Motorlu Taşıt ve Yoğun Ziyaretçi Baskısı
“Daha iki yıl önce, eşsiz peri bacalarının ve altı oyma kaya kiliselerle dolu hassas jeolojik dokunun tam ortasından ağır iş makineleriyle yol geçirilmeye çalışıldığında bunun 'açık bir kültürel ve doğal cinayet' olduğunu ifade etmiştik” hatırlatmasına yer verilen açıklamada, titreşime son derece duyarlı tüf tabakalarının üzerinden tonlarca ağırlıktaki araçların ve ağır iş makinelerinin dolaşmasının, yalnızca yüzeyi değil, altındaki bin yıllık yeraltı yerleşimlerini, manastırları ve freskleri onarılamaz biçimde sarstığını ve çatlatmasına yol açtığını belirten Özkaymak ve Kalçık, “Hassas sit alanlarında kontrolsüzce dolaşan turizm otobüsleri, arazi araçları (safari/ATV) ve özel otomobil trafiği, doğal peyzajı aşındırmakla kalmamakta, can ve mal güvenliğini de tehdit eden kazalara zemin hazırlamaktadır. Taşıma kapasitesi gözetilmeksizin alana yığılan kitle turizmi, Kapadokya'nın narin kayaç yapısını hızla ufalamaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Acil Eylem ve Çözüm Önerilerimiz
İÇAÇEP ve TURÇEP “Acil Eylem ve Çözüm Önerileri”ni de sıraladı. Özkaymak ve Kalçık şu önerilerde bulundu:
“• Motorlu ve Ağır Taşıt Girişinin Tamamen Yasaklanması: Hassas sit sınırları ve tarihi çekirdek bölgeler derhal ağır iş makinelerine, tur otobüslerine ve bireysel fosil yakıtlı araç trafiğine kapatılmalıdır.
• Sıfır Emisyonlu, Hafif Elektrikli Ulaşım Ağı: Bölge içindeki ulaşım ve ziyaret rotaları, yalnızca düşük hızda çalışan, çevre dostu ve titreşim yaratmayan küçük elektrikli mekik/shuttle araçlarıyla ve bisiklet/yaya yollarıyla sınırlandırılmalıdır.
• Ziyaretçi Taşıma Kapasitesinin Belirlenmesi ve Randevu Sistemi: Vadilerin ve kaya oyma yapıların fiziksel taşıma kapasiteleri bilimsel verilerle tespit edilmeli, anlık yığılmaları engelleyen kademeli ve kotalı ziyaretçi giriş sistemi kurulmalıdır.
• Ağır Müdahalelerin ve Yol Genişletme Projelerinin Durdurulması: Tarihi ve jeolojik dokuya zarar veren betonlaşma, genişletilmiş asfalt yollar ve titreşim üreten her türlü inşaat faaliyeti ivedilikle durdurulmalı; tahribat riski altındaki kaya kiliseler uzman restoratörlerce güçlendirilmelidir.
• Bağımsız Bilim Kurulu ve Şeffaf Denetim: Kapadokya Alan Başkanlığı ve yerel yönetimlerin karar süreçleri; arkeologlar, jeologlar, şehir plancıları ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bağımsız kurulların denetimine açık hale getirilmelidir.
Kapadokya yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların ve tüm insanlığın ortak mirasıdır ve bu tür yapılar geçmişten günümüze yazılan mektuplardır. Günübirlik ticari kaygılar ve plansız altyapı projeleri uğruna bu mirasa kıyılamaz. Yetkilileri ve tüm kamuoyunu, tarihi ve kültürel varlıklarımızı korumak adına bilimin ve aklın sesine kulak vermeye, acil koruma kararlarını gecikmeksizin uygulamaya çağırıyoruz.”




