Selim GÖKEL yorumladı.

Son zamanlarda Bor ilçesinde bir iki gün boyunca hissedilen bir koku, sosyal medyada oldukça fazla konuşuldu. Bu konuda sitemizde hem haberler yaptık hem de sosyal medya paylaşımlarında bulunduk.

Koku konusuna kısaca değineceğim; ancak asıl bahsetmek istediğim başka bir “koku” var ki, aşağıda bahsedeceğim bu çok daha önemli ve rahatsız edici bir mesele.

Bu koku, geçmişte yaşadığımız Akkaya Barajı kokusuyla aynı değildi. Farklı bir kokuydu. Görüştüğüm birçok Borlu da bunu aynı şekilde ifade etti. Nitekim bu, Sinandı mevkiinden kaynaklanan bir atık kokusuydu.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de Meclis’te bu konuyu Akkaya Barajı üzerinden dile getirdi. CHP’nin içinde bulunduğu mevcut durum göz önüne alındığında, bu tür yerel konulara daha fazla eğileceği de anlaşılıyor.

Zabıta Müdürü Bayram Özmen İstifa Etti
Zabıta Müdürü Bayram Özmen İstifa Etti
İçeriği Görüntüle

Geçmişten Bugüne Süreç

  • Geçmişte arıtma tesisi yokken ve koku çok daha yoğun hissedilirken bu kadar tepki gösterilmiyordu. O dönem yüzlerce haber yaptık, platform kurduk ve nihayetinde arıtma tesisi kurularak faaliyete geçti.
  • Bizzat iki ayrı kez tesisi gezdim; birinde gazeteci olarak, diğerinde ise görevli gibi inceleme yaptım.
  • Arıtmanın elektrik giderleri nedeniyle çalıştırılmadığı iddiaları var. Oysa tesisin yanında kurulan güneş enerjisi sistemi sayesinde Niğde Belediyesi’ne ek bir yük getirmediği ifade ediliyor.

Geçtiğimiz aylarda gazetecilerle yapılan bir toplantıda Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir’e şu soruyu yöneltmiştim:

“Akkaya arıtma tesisi yeterli düzeyde çalışabiliyor mu? Bu konuda müsterih olun diyebiliyor musunuz? Baraja temiz atık atılıyor mu?”

Başkan Özdemir ise özetle şu yanıtı verdi:

“Akkaya Atık Tesisi şu an tam kapasite çalışıyor. Zaten çalışmasa kokudan hemen hissedersiniz. Arıtma yapılmadan önce Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ciddi şekilde etkilenmişti. Öğrenciler tercih etmiyordu. Göreve geldiğimizde öğrenci sayısı 18-19 binlere kadar düşmüştü. İlk işimiz arıtmayı yapmak oldu. Şu an üniversite çevresinde hiçbir koku yok. Tesis 24 saat sensörlerle kontrol ediliyor ve Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından da takip ediliyor.” Haberimiz burada Tıklayın

Arıtma yapılmadan önce Akkaya Çevre Platformu olarak Cumhurbaşkanlığı’na kapsamlı bir dosya sunmuştuk. O dosyanın tamamını ben hazırlamıştım.

Yıllardır bu süreci yakından takip eden biri olarak, önceki belediye başkanlarını da dinlemiş ve sorgulamış biri olarak söylüyorum: Başkan Özdemir’in bu konudaki samimiyetine inanıyorum. Ayrıca Bor ve Borlulara yönelik iyi niyetini de dinliyorum, biliyorum. Belediye başkan yardımcısının Borlu olması ve meclis üyeleri arasında Borluların bulunması da bunun göstergelerinden biridir.

Ancak şunu da unutmam:
Geçmişte bir Niğde Belediye Başkanı’nın “Kokuyorsa Bor’a kokuyor, Niğde’nin sorunu değil” dediğini de bu kulaklar duydu.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi yakınında baraja çok yakın kurulmuş arıtma tesislerini de gezdim.

Yurtların hemen altında bulunan bu tesisleri, hatta kuran firmaları dahi araştırdım.

Ayrıca Akkaya ile ilgisi yok ama, biyolojik atık tesisini de inceleyip fotoğrafladım; kurulmuş ancak atıl durumda bırakılmıştı. Bu durumu Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu’ya da ilettim.

Sanayi yönünden gelen atık tesislerinin çalıştığını gözlemledim.

Yoğun yağışlar nedeniyle Akkaya Barajı’nın doluluk oranı oldukça yüksek. Bu yıl sadece atık değil, yoğun çamur da baraja ulaşmaya devam ediyor.

Niğde OSB’nin atık tesisleri hakkında da geçmişte şüphelerim vardı. Kampüs yolu üzerinden geçerken yoğun koku hissediliyordu. Orayı da hem yetkililerle birlikte hem de bireysel olarak gezdim. Şu an koku yok. Çünkü tesis, yeni ek yatırımlar ve sistem değişiklikleriyle atıkları gübreye dönüştürebilen bir yapıya kavuşmuş durumda.

Gerçek Sorun: Toplumsal ve Siyasi Koku

Yıllardır Akkaya Barajı kaynaklı çevre kirliliğinden en çok Bor ilçesi etkilendi. Bu suyla tarlalar sulandı, sebzeler yıkandı. En büyük risk ise toplum sağlığıydı.

Bugün gelinen noktada önemli bir mesafe kat edildi. Eksikler olabilir, gelecekte yeniden sorunlar yaşanabilir. Ancak bunlar araştırılır, tespit edilir ve kamuoyuyla paylaşılır.

Nitekim yaklaşık 3 ay önce yaptığımız bir çevre kirliliği haberinin ardından ilgili firmaya 450 bin TL ceza kesildi. Bu da denetim mekanizmalarının çalıştığını gösteriyor.

Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz asıl tehlike başka:

Niğde-Bor arasında bilinçli şekilde oluşturulmaya çalışılan bir ayrışma, bir hizipleşme.

Bu, çok daha kötü bir “koku”.

Bu yazıyı uzatmak istemiyorum detaylı ilerde yazabilirim ama kısaca söyleyeyim:

Bu Niğde-Bor ayrışması; kompleksli, özgüven eksikliği taşıyan bir bakış açısının ürünüdür.
Başarısız ve ilgisiz bazı yöneticilerin, gerçeklerle yüzleşmek yerine suçu Niğde’ye atma kolaycılığıdır.

Sanki bu Niğde - Bor tartışmasında yeni! siyasi kokular da var gibi...

Geçmişte de Niğde burnumuzun dibindeydi. Coğrafya değişti mi?
Hayır.
Peki geçmişte avantaj olan yakınlık, bugün neden sorun olarak gösteriliyor? En basit örnek, Çamardılar bile Bor'a alışverişe gelirdi.

Coğrafya değişmez. Ama coğrafyayı doğru kullanabilirsiniz.

Oy verdiğiniz kişilerden hesap sorun.

Bu sütunlarda defalarca yazdık:

  • Hızlı trenin Bor OSB yakınından geçmesi gerektiğini,
  • Bunun bölge ekonomisine havaalanlarından daha büyük katkı sağlayacağını,
  • Fizik Tedavi Hastanesi konusunu…

Bakın yeni bir haber vereyim: Bor Sağlık Bilimleri Fakültesi binası yapılamadığı için YÖK tarafından kapatılma riskiyle karşı karşıya.

Bunları bile başaramadık.

Sorun açık:
Sıkıntı Bor’da… Borlu’da…

Niğde ile rekabet olur, olmalıdır da.

Ama Bor’daki sorunların sebebi olarak Niğde’yi gösteremezsiniz.

Çözümü dışarıda değil, Bor’da aramalıyız.

Vesselam.