.

Savaşlar insanlık tarihine paralel; eski olduğu kadar insana ait birçok şeyin yerle bir olmasındaki vahimliğiyle yüreklerde ve nesillerde derin sızılar bırakır.

Sevdiklerinden ayrılanlar,

Yerini yurdunu terk etmek zorunda kalanlar,

Onca birikimini, malını mülkünü bir meçhule gider gibi arkasında bırakıp yokluğa emanet edenler…

Nitekim 1912 Balkan savaşlarında Osmanlının neredeyse Rumeli’ndeki topraklarının tamamına yakınını kaybetmesi ve akabinde Kurtuluş savaşı ile birlikte Cumhuriyetin kurulması, tarih sahnesine mübadele dediğimiz uygulamayı çıkarıyordu.

İçinde Niğde’nin de bulunduğu birçok il, Lozan Barış Anlaşmasına ek olarak konulan sözleşme uyarınca yüzbinlerce insan mübadeleye tabi tutuluyordu.

1 milyon iki yüz bin kişi ülkemizden Yunanistan’a göç ederken 5 yüz bin kişide oralardan ülkemize mübadele kapsamında geliyordu.

İşte tarihin sadece kronolojik bir sıralama olmasının dışında; insana ait binlerce faktörü de ele alan, gerek sosyolojisi gerekse de psikolojisi içinde başlı başına bir roman olan kendi hikayesinde ki Niğde, ait olduğu zamanın penceresinden bizlere el sallıyordu.

Anlayacağımız, böylesine geniş ve kapsamlı bir konu özellikle dönemin nüfusunun % 10’u kadar göç almış Niğde içinde önem arz ediyordu.

Ana-Baba tarafından kendi de mübadil torunu olan Niğde Balkan Göçmenleri Derneği Kurucusu olmakla beraber halen aktif başkanlığını yapan Sayın Sedat Çağlar “Cumhuriyetin İlk Yılları ve Niğde İlinde Mübadele” konu başlıklı bir panelin oluşuma katkı veriyordu.

Son dönemlerde başarılı çalışmalarıyla bu kentin yakın tarihine ait güzel işlere imza atan Niğde Ömer Halisdemir Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sayın Gülin Öztürk ise panele moderatör olarak katılırken, bilim insanı emeğiyle mübadele gibi insan ve insana ait birçok olguyu içinde barındıran bir konunun incelenmesine, yardımcı oluyordu.

İstanbul Üniversitesinin değerli öğretim üyeleri Prof. Dr. Sayın Cezmi Eraslan ile birlikte Prof. Dr. Nilüfer Erdem konu yetkinlikleri eşliğinde tecrübe ve birikimlerini aktarıyorlardı.

Konuşmacılar, dönemsel konu ve bilgilerini salondaki öğrenci, akademisyen ve dinleyici koltuklarını dolduran bir o kadar dönemin mübadili aile torunlarıyla paylaşıyorlardı.

Dünya savaşı ve Balkan harbinin yıpratıcılığı, bitik durumdaki bir imparatorluğun hemen akabinde kendi varlığının devamını sağlayacak olan o muhteşem Kurtuluş Mücadelesi ve tabii ki tüm bunların ceremesi olan kaybedilen topraklar, ölen insanlar, yıkılan yaşamlar, mekanlar, köyler, kasabalar, yurtlar, kentler…

İşgal edip büyük zulümlere yol açan Yunanlıların çökmeye çalıştıkları Anadolu’dan; Sakarya, İnönü ve Büyük Taarruz sonucunda sökülüp atılmaları sonucu kaybettikleri savaş, elbet onlar içinde ciddi bir bozgun oluyordu.

Nitekim Yunanlılar da bu bozguna, Küçük Asya Felaketi adını veriyorlardı.

Uğradıkları ağır yenilgi sonucu Anadolu’dan göç eden Rum Ortodokslarına yer açmak için oradaki Müslüman tebaa göçe zorlanıyordu. O zamanın şartlarında Niğde nüfusunun yaklaşık % 30 u gibi bir kısmına tekabül eden Ortodoks Rum Yunanistan’a göçerken, 15 bin Müslüman Balkanlıda ilimize göç ediliyorlardı.

Çoğunluğu Osmanlı İmparatorluğunun Manastır Vilayetine bağlı Kozana olmak üzere; Grebene, Vodine, Nasliç, Kesriye, Poliroz’dan yola çıkıyor, yine geneli çiftçi olma meslekleriyle Niğde de ki yeni hayatlarına başlıyorlardı.

Acı oluyordu, yıkıcı oluyordu, malın, mülkün, ata yadigarı mezarın, anılar ve insana dair bir çok unsurun terk edilip bilinmeyene yol almak, içinde ciddi travmalar taşıyordu.

İşte 15 bine yakın Müslüman tebaa da Niğde de Dikilitaş, Konaklı, Gölcük, Tırhan, Aktaş, Çarıklı, Yeşilburç, Fertek, Karacaören, Kavuklu, Hasaköy ve Uluağaç dahil olmak üzere, köylere yerleşiyordu,

Hepsi kaderlerini bohçalayıp;

Acılarını azık,

Umutlarını ekmek,

Bilinmeyeni mekan yapıp,

Niğde’yi yurt ediniyorlardı.

Tüm bunların konuşulduğu panelin oluşumunda Sayın Çağlar özveriyle emek dökerken…

Katılımcılara teşekkür belgelerini vermek;

Kaderin bir cilvesi olsa gerek,

Kendisi de Bir Mübadil Damadı olan,

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü,

Sayın Hasan Uslu’ya düşüyordu.