.
İl Genel Meclisinin Ağustos ayı olağan toplantısına katılan Vali Sayın Nedim Akmeşe, meclis üyeleriyle bir araya gelerek Niğde ile ilgili konular nezdinde, görüş alışverişinde bulunuyordu.
İl Özel İdaresinin karar organı olan İl Genel Meclisinde alınan kararlar, tam metin halinde ve beş gün içerisinde Valiye gönderiliyor ve Valinin uygun gördükleri uygulamaya alınırken uygun görülmeyenler ise tekrar görüşülmek üzere geri gönderiliyor.
Kentin genelindeki yatırım ve uygulamalarda İl Genel Meclisinde alınan kararlar ciddi bir rol oynuyor.
Nitekim bu Ağustos ayının meclis toplantısına katılan Sayın Akmeşe; toplantıda yürütülen çalışmalar, devam eden yatırımlar, çözüm bekleyen konularla beraber, Niğde’nin gelişimine yönelik değerlendirmeler noktasında, fikir alışverişinde bulunuyordu.
Bu tarz toplantılara eşlik edilerek kentin geleceğine katkı sağlayabilecek kararların ortaya çıkması kadar, bu doğrultudaki kurumlar arası işbirliği ve dayanışmaya yönelik fikir jimnastiği yapılması, elbette ki Niğde adına da bir yarar oluşturuyordu.
Meclisin söz konusu toplantısında, Sayın Akmeşe’nin de değindiği ortak akıl anlayışının önemi vurgusu, bizzat başlı başına incelenmesi gereken bir kavram oluyordu.
Ortak Akıl kulağa hoş gelmesi kadar, genel bir mutabakat ve verimliliği ön gören istişare kültürünü ön plana çıkarması, toplum faydasına olabilecek hemen hemen birçok girişim içinde olması gereken bir olgu olarak beliriyordu.
Oysa akıl; coğrafyamızda bireyin şahsi çıkarını gözetme ve korumada o kadar donanımlı ve tarihsel gelişimi bu yönde öylesine tamamlamış bir hale gelmiş oluyor ki bu aklı, yine akıllıca yöntemlerle nasıl ve ne şekilde toplumun genel çıkarına yönlendirebiliriz sorusu, başlı başına cevaplanması gereken bir konu şeklinde karşımıza çıkıyordu
Hadi soruyu kısmen ve bölümler halinde cevapladık diyelim türlü türlü halleriyle…
Lakin kendi çıkarıyla ters düşen, bireyselliğini kıramamış, yalanı, dolanı ve de talanı yine aynı akılla yönlendiren biz insan evlatlarını, o ortak denilen akıl ortaklığının hangi mecrasında ikna edeceğiz?
Zeka akıl ayrımını geçtim, zekayı ciddiye almayan bir toplumun, kurnazlığı bir tilkiden de öteye taşıyan kapasitesini nasıl dizginleyeceğiz?
Bilginin işlenme hızı ve problem çözme kapasitesini ve doğuştan gelen bilişsel gücünü gösteren, zeka…
Bu zeka ile potansiyeli; yaşantı, etik değerler ve mantıkla harmanlayarak, doğru kararla şekillendirme eşliğinde yönetme becerisi sergileyen, akıl…
Oysa akıl odur ki zeka ile kurnazlık arasındaki dengeyi sırat köprüsü kıvamında tartsın, ölçsün, biçsin.
Zeka saygılıdır.
Kurnaz saygısız.
Zeka ekseri için iyi olma potansiyeli taşır ve uygular.
Kurnaz ise çoğunlukla saf kötüdür, sadece kendine çalışır. Üstelik herkese çalışır gibi görünmeyi de bir sırtlan postu gibi sırtına geçirir.
Artık ülke genelini geçtim..
Kurnazlığı ve saf çıkarı genetik kodumuz haline bu kadar getirmişken,
Günümüz modern dünyasında,
Ortak akıl yaratma sinerjisinde,
Zekayı kurnazlığa galip getirecek,
İşbirliği ve ortak aklı,
Yönlendirme iradesini,
Kentin Mülki İdari Amiri olması sıfatıyla,
Sayın Akmeşe’den istirham edelim,
Nihayetinde Niğde’nin,
Ortak menfaati söz konusuyken…