Bu Yazıda, Komik Olan da Var, Talihsiz Olan da...
Türkiye Kamu-Sen Niğde İl Başkanı Adnan Özer, Ömer Halisdemir Üniversitesi yerleşkesi önünde, bağlı sendika başkanlarıyla birlikte dikkat çeken bir basın açıklaması yapmıştı.
Basın açıklamasının haberi ve videosu burada (Tıklayın).
"Başkan Özer kimi kast ediyor? İddialar yenilir yutulur değil" manşetiyle haber yapmıştık. Haber burada (Tıklayın).
Türkiye Kamu-Sen Niğde İl Başkanı Adnan Özer, yaklaşık 22 dakikalık basın açıklamasında üniversite yönetimine yönelik çeşitli iddia ve suçlamalarda bulunmuştu.
İddiaları Sıraladık
Bu iddiaları başlıklar hâlinde ele alırsak:
- Üniversiteyi kim yönetiyor?
- Niğde senden büyüktür.
- Kahraman gazimize yönelik baskı iddiaları.
- Şehit yakını üyemize, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen 13/b görevlendirmesi.
- Mevzuata aykırılık oluşturduğu ileri sürülen uygulamalar.
- Adrese teslim kadro ilanlarının yargıdan dönmesi.
- Jüri usulsüzlükleri.
- Alansız ve usulsüz atamalar.
- Sınav görevlendirmelerinde sendikal kayırma, sendikal baskı ve ayrımcılık.
- Görevde yükselme sınavları ve liyakatsiz atamalar.
- Hukuksuz soruşturmalar ve sürgün iddiaları.
- Kişiye özel idari tercihler.
- Bayan öğrenciye sosyal medya üzerinden taciz iddiaları.
- Kız arkadaşıyla oturan öğrenciye yönelik darp iddiası ve soruşturmanın akıbeti.
Bu İddialar Neden Cevapsız Kalıyor?
Türkiye Kamu-Sen herhangi bir sendika değil. Türkiye'de ve Niğde'de en fazla üyeye sahip ikinci sendikal konfederasyon.
Bu açıklamanın ardından Türkiye Kamu-Sen'e bağlı bütün sendikaların genel başkanları paylaşım yaptı. İl yönetiminin arkasında olduklarını belirttiler.
Türkiye Kamu-Sen, Cumhur İttifakı'nın ortağı olan MHP'ye yakın bir teşkilat. Adnan Özer de konuşmasının ilk bölümünde Cumhur İttifakı'na vurgu yapıyor.
Cumhur İttifakı mensupları böylesine baskı ve adaletsizlikten söz ederken, farklı görüşlere sahip akademisyenlerin, diğer sendikalara üye çalışanların ve çok sesli, çok renkli, özgür olması gereken üniversite ortamının durumunu da düşünmek gerekiyor.
Bu konuyu ayrıca irdeleyeceğiz.
Bu basın açıklamasının ardından iddialar Niğde'nin gündemine oturdu.
Ancak her nedense iddiaların merkezindeki kişiler ya da üniversite adına Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Genel Sekreterliği herhangi bir açıklama yapmıyor.
İddialar yanlışsa, yalan ise çıkıp açıklama yapılmalı.
"Hayır, sınav görevlendirmeleri şu şekilde yapılmıştır, herhangi bir kayırma söz konusu değildir" denilmeli.
"Taciz iddiaları, öğrenciye yönelik darp iddiası ve soruşturma iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır" denilmeli.
Komik Olan da Var, Talihsiz Olan da
Bu tartışmanın komik bir tarafı da var.
İktidara yakın bir medya hesabından yapılan açıklama oldukça ilginç. Temelsiz, isim ve kaynak belirtilmeden, yanlış ve muğlak ifadelerle Kamusen'in açıklaması eleştirilmiş.
Bu açıklama, üniversitenin basın ve medya bölümlerindeki akademisyenlerin bu açıklamayı öğrencilerine "Böyle haber mi yapılır?" veya "Böyle haber mi yaptırılır?" başlığı altında derslerde örnek olarak göstermeleri gerekir.
Ancak asıl dikkat çekici nokta başka.
Kamu-Sen Başkanı Adnan Özer, Niğde Teknik Bilimler MYO'da görev yapan gazi üyelerine yönelik uygulamalardan ve soruşturma konusu olan bir olaydan söz ediyor.
Yani Kamu-Sen, kendi üyesi olan bir gazinin hakkını savunuyor.
Ancak bugün iki Şehit Aileleri ve Gazi Derneği Başkanı, Ömer Demir ve Hasan İpek, yaptıkları basın açıklamasıyla Kamu-Sen'i eleştiriyor.
STK'lara Neden Açıklama Yaptırıyorsunuz?
Terör örgütü affı konusunda tek bir açıklama yapmayan, son dönemde yaşanan gazi eylemlerini ve şehit yakınlarının yaşadığı sorunları gündeme getirmeyen ya da getiremeyen Niğde'deki iki dernek başkanının bu açıklaması da ayrı bir talihsizlik.
Bu durum, Niğde'deki sivil toplum kuruluşlarının duruşuna dair oldukça çarpıcı bir örnek.
Soru çok basit:
Neden STK'lara açıklama yaptırıyorsunuz?
Neden manidar destek ziyaretleri gerçekleştiriyor, fotoğraflar yayımlıyorsunuz?
Çıkın.
Üniversitenin hukukçuları var.
Üniversitenin basın bürosu var.
Üniversitenin genel sekreteri var.
"İddialara yanıtımızdır" deyin.
Bir açıklama yapın.
Yayınlayalım.