.

Yaşam denilen sürecin “var birazda sen oyalan oyununda” hepimiz kendi rüzgarımızla savruluruz.

Yaptığımız işler, yaşamı karşılamadaki sergilediğimiz karakter ve aldığımız tavır, bizi biz yapan özelliklerimiz eşliğinde şekillenir.

Su akar yatağını bulur misali, kendi misyonumuza yüklendiğimiz anlam ve sorumluluklarımız hayat denen içi boş ceviz kabuğunun içerisinde oyalanır, ta ki kendine biçilen bir karış toprakla bezenmiş ebedi uykusuna gelinene kadar.

Yaptığımız görev ve sorumlulukların ağırlığı da kendi karakter ve disiplinimiz eşliğinde şekillenir, canlı organizmalar misali.

Kentlerde canlı organizmalar gibidir.

Nasıl ki beyin; bir vücudun tüm eylemlerinin birleşip hareket ve karar odağının mihenk taşını oluşturuyorsa,

Valilik makamı da bir kentin gelişimi ve dönüşümünde ana yönetici ve karar verici olma sıfatıyla o kentler için ciddi önem arz eder.

Hele ki bu Anadolu’nun ilk kadın Valisiyle yüzyıllar öncesinden yönetilmiş, devlet terbiyesinin genetik kodlarını taşıyan yaşadığımız kent Niğde’miz için daha bir anlam taşır.

Zengin hammadde kaynakları,

On bin yıllık tarihi geçmişi,

Yatırımcı dostu alt yapıları ve organize sanayi bölgeleri,

İçi dolu kültürel birikimi,

Bunları destekleyen olgunluğa erişmiş bilimi araç yapan Üniversitesi,

Tüm bunların seyrinde ulusal ve uluslar arası yol güzergahındaki stratejik konumu,

Doğru yönetim ve vicdani anlayışının hakim olacağı Vali profillerini de bu kente farz kılmıştır.

Elbette İldeki asayiş ve düzenin korunmasından, bütün kalkınma faaliyetlerine,

Elbette devlete bağlı bütün kurumların denetiminden, İl Özel İdarenin bütçesinin hazırlanmasına,

Yani anlayacağımız ilin idaresi ve gelişimi noktasındaki her alanın planlayıcısı, uygulayıcısı ve takipçisi olacak bir yükün hamallığını yapan oluyordu Vali, kendi kişilik özeliklerinin de taşıyıcıları olarak.

Tıpkı Sayın Alim Barut Beyin, yasaları önceleyen edebi inceliği gibi.

Tıpkı Sayın Necmeddin Kılıç Beyin, aksiyon alıp projeleri bir an önce hayata geçirmeye çalışan tavırları gibi,

Tıpkı Sayın Yılmaz Şimşek Beyin sevecen kişiliği ve halkla iç içe, derde derman olma çabaları gibi…

İşte her başlangıcın bir sonu olduğu tezinin hiç şaşmadığı gibi,

Yaşam serüvenimizde, kentimizden bir Vali Profilini daha uğurluyoruz.

Ebubekir Hazım Tepeyran gibi bir devlet adamının tanınırlığının arttırılması noktasındaki özveri ve çabası ile yazılı eserlere dönüştürülen çalışmalara olan özeni eşliğinde,

“Her zaman bir yerde iyi idarecilik yapmanın birinci şartının o yeri tanımak olduğuna inanırım“ diyerekten ön sözünü yazdığı “Hüdavent Hatun Anadolu’nun İlk Kadın Valisi” adlı kalıcı eseri de kente bir hediyeydi.

Bu makamı idari bir sorumluluk olmanın dışına taşımayı bilip şehre kulak vererek oranın genetik kodlarına kadar inmeye çalışması ve kentin ruhunu anlamlandırıp çabalamasıyla göze çarpıyordu.

Dağcılığa olan sevdası memleketi olan Ağrı’dan geliyor olsa da yine dağ yönü coğrafyasının en güzide parçası olan Niğde içinde dağcılık ön plana çıkıyordu.

Dağcılığın sadece hız işi olmadığını aynı zamanda denge, sabır ve kararlılık olduğunu kendi kişiliğiyle de bütünleştiriyor, tevazu ve içtenlikle doğaya rağmen değil doğayla beraber yürünmesi gerekliliğine de dikkat çekiyordu.

İç aleminin kelimelerin denizinde oynaşmasına izin veren bir akademisyen,

Niğde’yi bir evlat sevgisiyle kucaklayan bir baba,

Nasıl ölüneceğini bilen insanların nasıl da yaşayacaklarını bilen bir yönetici olma sıfatları eşliğinde…

Belki de biraz evlatlarımız vesilesiyle akraba olmanın duygusallığıyla,

Vali Sayın Cahit Çelik Beye…

Hatırladıklarımızla değil asıl hatırlamadıklarımızla başa çıkamadığımız şu fani dünyanın sanal gerçekliğinde…

Çıktığı yoldan ulaşacağı menzile kadar,

Yolunun her daim açık olması dileklerimle,

Hep doğru ve hayırlı istikametler diliyorum.